19) Nasıl Bilgi ediniyoruz? Nasıl İcatlar, Yapıtlar, Eserler meydana getiriyoruz? Tüm Bilgilere ulaşıp EVRİMİ kolay ve kısa yoldan nasıl bitirebiliriz? Öğrenmek ister misiniz?

 

Sonsuz Güçlü bir Müzik Kaynağı düşünün. Buradan 7 notada, 7 tonda, 7 frekansta, 7 gürlükte tüm Evrene Sonsuz melodiler yayıldığını farz edin. Her bir Notanın, her bir özelliğin 7 katmanı olduğunu, her bir katmanında kendi arasında tekrar tekrar 7 farklı katmana ayrıldığını, bu bölünmenin sonsuza kadar devam ettiğini ; Bu şekilde uçsuz bucaksız, Sonsuz zenginlikte Bütünsel Harmoni'nin tüm Evrene her an yayıldığını düşünün.

 

Aynı zamanda Bu Kaynağın, Müzikten başka, Bütün Renkleri de, 7 katman halinde tüm Evren'e yaydığını düşünün. Renklerin de 7 katman olduğunu, her katmanın kendi arasında tekrar tekrar 7 katmana bölündüğünü, bu bölünmenin de Sonsuza kadar devam ettiğini, böylece tüm Evrene (Müzikle birlikte) sonsuz bir Renk Harmoni'sinin de yayılmakta olduğunu varsayın.

 

Hayal ettiğimiz Bu Kaynaktan, Müzik ve Renkler ile birlikte, Her türlü Düşüncenin de 7 katman halinde Tüm Evrene yayıldığını farz edin. Düşüncenin de, her katmanının kendi arasında 7 katmana bölündüğünü, her katmanın kendi içinde tekrar tekrar 7 katmana bölünerek, Sonsuz bir Düşünce zenginliğinin ortaya çıktığını ve Sonsuz Kaynaktan fışkıran Sonsuz Düşünce Zincirlerinin (Müzik ve Renk zincirleriyle birlikte) tüm Evrene her an akmakta olduğunu düşünün.

 

Bu hayal ettiğimiz Kaynak-Merkez aslında Gürz'ün Enerji Kaynağı olan Kadir Enerji Odağı'dır. Kadir Enerji Odağına, Bu Müzik (Bilgi Kitabı'nın Yaradılış bilgilerinde anlatılan) Ses Evreni tarafından, Anlattığımız Renkler de (Bilgi Kitabı'nın Yaradılış bilgilerinde bahis edilen) Işık Evreni tarafından, Düşünceler de (Bilgi Kitabı'nın Yaradılış bilgilerinde belirtilen) Ateş Evreni tarafından yansıtılmaktadır.

 

Bu Ses, Renk ve Düşünce Harmonisi de, Kadir Enerji Odağı tarafından 7 li katmanlar halinde Gürz'ün içine yani Heplik Boyutu'ndaki mevcudata (yani Bizlere) Kozmik Partiküller olarak yansıtılmaktadır.

 

Gürz'ün içine yansıtılan Bu Sonsuz Zenginlikteki Ses, Renk ve Düşünce' nin her bir partikülünde (Partikülün frekansı,titreşimi ve gücü nispetinde) değişik Enerji'ler ve Bilgi'ler mevcuttur.

Heplik Boyutu'nda bulunan her varlık, mevcut enerjisi, şuuru, bilinci, İdraki ve frekansı seviyesinde, önce bu Enerjileri absorbe eder, çektiği Enerji onun hücresel frekansını yükseltir ve frekansı yükseldikçe yeni bilgilere ulaşır, yeni bilgileri idrak eder.

İşte bu olay Yaratıcı Düşüncenin keşfidir. Yani mevcudatın, Tanrısal Enerjiye ve Tanrısal Bilgiye ulaşmasıdır. Yaratıcı Düşünceye ulaşmak, ulaştığımız Bilgiyi İdrak etmek, Ulaştığımız Çözümü, Bilgiyi, Mana'yı Maddeyle tezahür ettirmek ise Bilim ve Sanat'tır.

 

İnsanlar Bu yansımalara, Bu bilgi partiküllerine kademe kademe, algıları nispetinde ulaşırlar ve Bu yansımaları kendilerine göre çözerler, İdraklerine göre üretim yaparlar, Aletler geliştirir, Yollar, Taşıtlar, Evler, Saraylar inşa ederler, Silahlar yapar, Savaşlar yapar, Oyunlar oynarlar, Yazı yazarlar, Resim çizerler, Şarkı söylerler . Velhasıl aklımıza gelen her şey,Tatbikata aldığımız her şey bizim ulaştığımız ve kendimize göre algıladığımız Enerji ve Bilgi partiküllerinin, maddedeki tezahürüdür.

Bize yansıtılmayan bir Sesi, bir Düşünceyi, bir Rengi, yani daha önceden var edilmemiş her hangi bir şeyi, İnsanın keşfetmesine, bulmasına imkan yoktur.  Bilgi Kitabı "... Zira olmayan bir şeyi asla Düşünemezsiniz." demektedir. (Bilgi Kitabı Fas.5-Sh.50 okumak için tıklayınız.)

Yaptığımız her şey var edilmiş şeylerin bize yansıtılmasından, bizim bilincimiz nispetinde bunları algılayarak tatbikata koymamızdan ortaya çıkmaktadır. Dolayısıyla İnsan Bilinci yükseldikçe, İnsanların Algıları ve tatbikatları da değişmektedir. İnsani tatbikatlar değişince İnsani Eserler ve Medeniyetler de değişmektedir.

 

Onun için Bilinç değişince, Bilincin tatbikatı olan Moda, Sanat, Müzik, Edebiyat, İlim, Bilim, Mevcut olan Gerçekler, Kavramlar ve Anlayışlar, Hepsi değişmektedir. Dolayısıyla Sonsuz Kaynaktan yapılan sonsuz yansımaların, Mevcudat tarafından algılaması da ve tatbikatı da Sonsuz çeşitte olmaktadır. Bu değişkenlik ÖZ bilgiye, ESAS Bilgiye, Evrensel Hakikatlere ulaşıncaya kadar devam etmektedir.

 

En büyük Sanat İnsanın kendisini yaratmasıdır. İnsanın kendini yaratması demek İnsanın, ÖZ'üne ulaşması yani Yüksek Benliğinin enerji ve frekans seviyesine ulaşması,Yüksek Benliğinin bilgi ve bilincine ulaşması demektir. Bunun için İnsanın kendine yansıtılan 7 katmanlı Bilgilerden 7.ci katmanın bilgilerine ulaşması ve 7.ci katmanın Bilgilerini tatbikata intikal ettirerek Bilincini de 7.ci katmana çıkarması gerekmektedir.

 

O zaman İnsan, sahip olduğu Fiziksel Bedenine ve Bilincine Ölümsüzlük kazandırmakta, Fiziksel varlığını ve Bilincini sabitlemektedir. Sonsuz Alemlerin-Sonsuz yaşamların Ölümsüz bir ferdi olmakta ve Evrenlere yeni bir Yüksek Benlik olarak doğmaktadır.

 

İnsanın kendini yaratmasının, yani İnsanın kendi ÖZ'üne ulaşmasının, kendi Yüksek Benliğine varmasının Tek bir Yolu,Tek bir Sistemi, Tek bir Metodu yoktur. Herkes kendi bilincine, idrakine uygun bulduğu yoldan gidebilmektedir.

 

Dolayısıyla Varlık sayısı kadar Yol, Metot, Sistem vardır. Ruhsal Bilgilerde ve Dini Bilgilerde anlatılanların hepsi bir Tavsiyedir. Kabul edip etmemek, uyup uymamak, İnsanın hür iradesine aittir. Herkes kendi istediği yoldan ama uzun, ama kısa, ama dar, ama ferah gitmekte serbesttir.

 

Ancak Bütün Ruhsal Bilgilerin ve Dinsel Bilgilerin birleştiği 2 Kısa, Ferah ve Emin yol mevcuttur.

Bunların 1.cisi Bilgi Yolu'dur. Zira Bilgi arttıkça idrak ve bilinç yükselmekte, daha çok enerji çekilmektedir. Artan enerjiler de yeni bilgilerin, yeni idraklerin kapısıdır.Dolayısıyla Ana Kaynaktan yansıtılan Bilgilere en kısa zamanda ulaşmaya  çalışmak Evrim'in en hızlı yoludu

Yansıtılan Bilgilere ulaşabilmek için de çok okumak, çok  düşünmek, çok araştırmak, sormak, analiz ve sentezler yapmak, Ulaşılan Bilgileri tatbikata intikal ettirmek için de şartlandırmaların etkisinde kalmadan Akıl ve Vicdan çerçevesinde dolu dolu ve doya doya yaşamak lazımdır.

 

İkinci Yol ise, Sevgi Yolu'dur. Ruhsal Bilgiler, İnsan bilincinin düşünüp de sorabileceği en zor sorunun cevabının SEVGİ olduğunu bildirmektedir.

Sevgi= Ses, Renk ve Düşünce partiküllerini cezbeden, çeken ve birbirine yapıştıran Zamk'tır. Sevgi yolunda tüm mevcudata Gönülden,Özden Sevgiyle, Samimiyetle sarılmak, tüm mevcudatı ayırım yapmadan, karşılık beklemeden kucaklamak, Sevmek, yardımcı olmaktır.

Tabii ki bunu birden bire yapmaya imkan yoktur. Ancak Akıl'la Beden kontrol altına alınırsa, belli bir zaman sonra Sevgi, Akıldan değil, hücresel olarak, ÖZ'den taşmaya, akmaya başlamaktadır. Sevgi çoştukca tüm bilgiler de ÖZ'den idrak edilmektedir.

 

Sonuç ; ÖZ'ümüze, Yüksek Benliğimiz'e giden yol, Bilgi'den ve Sevgi' den geçmektedir. Ancak Aklın yolu ise ikisini Birlikte kullanmaktır.

 

Not.1- Aslında Sonsuz Kaynaktaki Ses, Renk ve Düşünce 9 katmandır. Ancak 7 katmanı Heplik Boyutu'na yani Bizlere yansıtılmaktadır.

 

8 ve 9.cu katmanlar ÖZ' dür. Yani Yüksek Benliğimizin ESAS Bilgisidir. 7.ci katmandaki Ses, Renk ve Düşünce potansiyeline ulaşan ve idrak eden bir İnsan, 8.ci ve 9.cu katmanlardaki ÖZ Bilgileri kendi gücüyle çekmek ve idrak etmek durumundadır.

 

Not.2- Tüm Ses, Renk ve Düşünce rezonanslarının meydana getirdiği bu Bütünsel Titreşim, Bütünsel Harmoni aslında Bütün Galaksilerdeki canlıları var eden, Galaksilere hayat veren Kaynaktır. Bu şekilde Var olan tek Hücre yine aynı rezonanslarla Şuur ve Bilinç kazanmış, Düzenler, Nizamlar, Sistemler kurarak Bugünlere ulaşmıştır.

 

Not.3- Sonsuz Kaynaktan yayılan, Sonsuz SES, RENK ve DÜŞÜNCE vibrasyonlarını (Titreşimlerini) tahayyül ederken, Her bir Ses partikülünün bir Rengi olduğunu, Her bir Renk partikülünün de bir Sesi-Melodisi olduğunu, Her bir Düşünce partikülünün de bir Renge ve Sese sahip olduğunu, Aynı zamanda Her Renk, Her Ses ve Her Düşünce partikülünün Bilgi, Mana, Anlam ve Enerji taşıdığını ve Tüm bu akışın mükemmel bir ahenk içersinde olduğunu düşünürsek Üst Boyutlardaki Güzellik ve İhtişamı daha çok idrak edebiliriz.

 


Yazım tarihi : 20.12.2002-Orhan Öz

buzkom@gmail.com